Ya giyindiğin gibi ol ya olduğun gibi giyin!

Giyimin ilk izlenim üzerinde ne denli büyük bir etkisi olduğu yüzyıllardan beri bilinen bir gerçektir. Mevlâna Celaleddin Rumi’nin “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır” sözünden, giyimin en azından kendisinin yaşamış olduğu 1200lü yıllardan beri önemli bir konu olduğunu anlayabiliriz.

İngiliz modacı Karen Pine ise modayı, sozsüz iletişimin en güçlü kaynağı olarak nitelendirmiştir. Giysilerimiz ve hatta bu giysilerin renkleri, gireceğimiz her ortamda çevremizdekilerle, bizden çok önce iletişim kurmaya başlarlar. Giyim oluşturduğumuz kişisel markamızın vitrinidir. Kıyafetlerimiz ve hatta kullandığımız aksesuarlar bile çevreye vermek istediğimiz izlenim ve mesajları kuvvetlendirecek en güçlü araçlardan biridir. Basit bir örnek vermek gerekirse, Hamlet’i canlandıran tiyatro sanatçısının, rolünü spor kıyafetlerle canlandırdığını hayal edelim. Bir tiyatro oyunu olduğunu bilsek dahi, sizce kot pantolon giymiş birini izlerken, kendisinin 1600lü yıllarda yaşamış olan bir Danimarka Prensi olduğuna ne kadar konsantre olabiliriz? Veya daha güncel bir örneği siyasi arenadan verebiliriz. Dikkat edecek olursanız, politikacılar halkla bir araya geldiği zaman genelde kravatsız ve hatta zaman zaman gömleklerinin kolları sıyrılmış bir şekilde hitab ederken, iş adamları ile bir araya geldiklerinde her zaman takım elbiseli ve kravatlı bir şekilde hitab ederler. Zaman zaman yerli veya yabancı kaynaklarda karşılaşmış olabileceğiniz “vermek istediğiniz mesajı giyinin” sözleri, tam olarak bunu anlatmak istiyor.

Peki şık giyinmenin iş dünyasında ne gibi etkileri vardır? Şık giyinmek illa takım elbise giymek midir? Giydim tarzımızın çevremiz ve hatta kendimiz üzerindeki etkileri nelerdir? Hepsine ve daha fazlasına kısa kısa değinelim.

Öncelikli olarak, şık giyinmek kesinlikle pahalı giyinmek değildir. Şık giyinmek yakışanı giyinmektir. Şık giyinmek daha da önemlisi yerine göre giyinmektir. Çok şık bir takım elbiseniz ve şık bir eşofman takımınız olabilir ancak işe eşofman takımı, futbol maçına takım elbiseyle gittiğiniz zaman aynı etkiyi vermeyeceklerdir. Yani kısacası iş yerlerinin belirlemiş olduğu kıyafet yönetmeliklerinin amacı aslında düşündüğümüzden daha farklı bir amaca hizmet ediyorlar. Columbia Üniversitesi ve Cal State Northridge’in yayınlamış olduğu bir araştırmada, çalışırken resmi giyinmenin insanları klişelerden kurtardığı ve daha pratik düşünmelerine yardımcı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.  Evet, işe giderken giyeceğiniz kıyafetleri seçerken, artık sadece insan kaynakları veya yöneticilerinizin talebini değil, bu bilimsel gerçeği de göz önünde bulundurabilirsiniz. Çalışırken giyeceğiniz kıyafetler, özgüveninize ve hatta kişisel gelişiminize çok önemli katkılar sağlayacaktır. Bir moda ikonu olmamıza gerek yok, kendimize yakıştırdığımız, içinde kendimizi iyi hissettiğimiz kıyafetler giydiğimiz zaman, özgüvenimiz daha yüksek olacaktır ve bu da verimliliğimizi olumlu yönde etkileyecektir. Iyi giyinmek, bunun için çaba sarfetmek ve az da olsa mesai ayırmak kesinlikle boşa harcanmış zaman değildir. Çevrenizdekilerin size karşı olan tavırları, kendinize özen göstermeye başladığınızı farkettiği anda olumlu bir şekilde değişecektir ve bunun da hayatınızın geneline aynı şekilde etkisi olacaktır. Seçeceğiniz kıyafet ve hatta aksesuarlar detaylara vermis olduğunuz önemi gösterecektir. Mesela bir İsviçre Bankası olan UBS’nin çalışanları için hazırlamış olduğu kıyafet yönetmeliğinde, saat kullanmanın, dakikliğe ne kadar önem verdiğinizi işaret ettiğine değinilmiştir. Aynı yönetmelikte hafta içi sarımsak yenmemesi gerektiği, parfümün ne oranla kullanılması gerektiği gibi belki biraz “aşırı kontrolcü” detaylar yer alsa da burada UBS’in vermek istediği asıl fikir, dış görünümüz ile ilgili her detayın karışınızdakine vereceği bir mesaj olduğudur.

Son olarak benim için daha önemli olan nedenine gelecek olursak, iyi giyinmek eğlencelidir! Kendinize yakıştırdığınız sürece, farklı tarzları veya renkleri deneyimlemenin “bence” hiçbir sakıncası yok. Şıklık kelimesini belirli standart veya kalıpların dışına çıkarmamız, kendi güvenli bölgemizin dışına atacağımız temel adımlardan biri olabilir ve hatta daha önce o hiç giymediğiniz renkteki ceketi giymek, sizin verimlilik butonunuz bile olabilir! O yüzden bir değişiklik yapın, farklı renk ve tarzlara bir şans verin. En kötü ihtimalle, siyah, lacivert ve gri takım elbiseleriniz bıraktığınız yerde sizleri bekliyor olacaktır.

Gününüz şen geçsin.